Uyluk germe ameliyatı tıbbi literatürdeki adıyla thigh lift ; bacak iç yüzündeki inatçı deri sarkmalarını, yumuşak doku fazlalıklarını ve düzensiz konturları gidererek daha sıkı bir bacak formu oluşturan cerrahi bir işlemdir. Özellikle masif kilo kayıpları veya genetik faktörlerle elastikiyetini yitiren cilt dokusu, bu prosedür sayesinde anatomik olarak yeniden şekillendirilir. Operasyonun temel amacı, sadece fazla deriyi eksizyonla uzaklaştırmak değil aynı zamanda lenfatik dolaşımı koruyarak bacakların birbirine sürtünmesini engellemek ve hastanın yaşam kalitesini hem estetik hem de fonksiyonel açıdan iyileştirmektir.
Op. Dr. Gülçin Nujen Çardak
Plastic Reconstructive and Aesthetic Surgeon | EBOPRAS
Tıp Doktoru ünvanımı Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinden aldıktan sonra girdiğim Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonucunda İstanbul Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ihtisasına başladım.
Aktif ve başarılı bir ekip içinde çalışarak, binlerce mikrocerrahi, rekonstrüktif ve estetik cerrahi ameliyatına girdim.
İhtisasım boyunca çok sayıda bilimsel çalışmaya dahil oldum. Bu sayede 2013 yılında donanımlı bir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı olarak ihtisasımı tamamladım. Madrid ve Milano’da girdiğim yazılı ve sözlü sınavları geçerek Avrupa Plastik Cerrahi Yeterlilik Diploması’nı (EBOPRAS) aldım.
Şu an hasta görüşmelerimi kendi muayenehanemde yapmaktayım.
Mesleki ilgi alanlarım arasında meme estetiği (büyütme, küçültme, dikleştirme), göz çevresi ve yüz estetiği, burun estetiği, karın germe, vücut şekillendirme ve medikal estetik uygulamaları bulunmaktadır.
Uyluk Germe İhtiyacını Doğuran Temel Sebepler Nelerdir?
Bacak iç yüzünün neden bu kadar çabuk deforme olduğunu anlamak için o bölgenin anatomik yapısına biraz yakından bakmak gerekir. Uyluk iç derisi, vücudumuzun diğer bölgelerine kıyasla çok daha ince ve narin bir yapıya sahiptir. Buradaki deriyi alttaki kas dokusuna bağlayan lifler, yer çekimine karşı koymakta oldukça zayıf kalır. Zamanla cildin yapı taşları olan kolajen ve elastin lifleri azaldığında, bu bölge adeta bir “hamak” gibi aşağıya doğru salınmaya başlar.
Ancak günümüzde bu ameliyatı en sık, obezite cerrahisi (tüp mide gibi) geçirmiş veya kendi azmiyle çok yüksek miktarda kilo vermiş kişilerde uyguluyoruz. Kilo alma döneminde deri, artan yağ dokusunu içine alabilmek için balon gibi genişler. Hızlı bir şekilde kilo verildiğinde ise içerideki yağ dokusu boşalır ancak deri aynı hızla küçülemez. Esnekliğini yitirmiş olan bu deri, bacak içlerinde “boşalmış bir torba” görünümü yaratır. Bu durum sadece estetik bir kaygıdan ibaret değildir. Hastalarımız bize başvurduklarında genellikle yaşadıkları fiziksel zorluklardan bahsederler.
Bu deformasyonun yarattığı başlıca fiziksel sorunlar şunlardır:
- Kronik pişik
- Mantar enfeksiyonları
- Yürüme zorluğu
- Kötü koku
- Deri tahrişi
- Hareket kısıtlılığı
- Kıyafet bulamama
Bu şikayetler, kişinin günlük yaşam kalitesini ciddi oranda düşürür. Yazın şort veya etek giyememek, yürürken bacakların birbirine sürtmesi nedeniyle oluşan acı ve sürekli hijyen sağlamaya çalışmak, hastalarımızı hem fiziksel hem de psikolojik olarak yorar. Dolayısıyla uyluk germe operasyonu, çoğu zaman estetik bir tercihten öte, bir yaşam konforu zorunluluğu haline gelir.
Uyluk Germe Operasyonu İçin Uygun Adaylar Kimlerdir?
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, uyluk germe ameliyatında da en iyi sonucu alabilmek için doğru hasta seçimi kritik öneme sahiptir. Bir kişinin bu ameliyatı istemesi, ne yazık ki her zaman ameliyata uygun olduğu anlamına gelmez. Öncelikle hastanın genel sağlık durumunun, anestezi ve cerrahi travmayı kaldırabilecek düzeyde olması gerekir. Diyabet veya kalp rahatsızlığı gibi sistemik hastalıkların mutlaka kontrol altında olması şarttır.
Bunun ötesinde, estetik cerrahi perspektifiyle değerlendirdiğimizde aradığımız en önemli kriter “kilo stabilitesi”dir. Özellikle tüp mide ameliyatı sonrası gelen hastalarımızda, hedeflenen kiloya ulaşıldıktan sonra kilonun belirli bir süre sabit kalmasını isteriz. Vücudun metabolik dengesinin oturması ve derinin son halini alması için bu bekleme süresi çok değerlidir. Kilo verme süreci hala devam eden bir hastayı ameliyat etmek, ileride tekrar sarkmaların oluşmasına ve revizyon ameliyatlarına ihtiyaç duyulmasına neden olabilir.
Sigara kullanımı ise cerrahi başarımızı doğrudan etkileyen en önemli negatif faktördür. Sigara, damarları büzerek dokulara giden oksijen miktarını azaltır. Uyluk germe gibi geniş bir yüzeyde çalışılan ve dikiş hatlarının hassas olduğu ameliyatlarda, yetersiz kanlanma yara açılmalarına ve kötü iz kalitesine yol açabilir. Bu nedenle sigara içen hastalarımızdan, ameliyat sürecinden belirli bir süre önce bu alışkanlıklarına ara vermelerini kesinlikle talep ederiz.
Operasyon için uygun adaylarda aradığımız temel özellikler şunlardır:
- Sabit kilo
- Sigarasız yaşam
- Gerçekçi beklenti
- Sağlıklı beslenme
- İyi genel durum
Bu kriterleri sağlayan hastalarda, iyileşme süreci çok daha hızlı ve konforlu geçerken, elde edilen estetik sonuçlar da çok daha tatmin edici olmaktadır.
Hastalardaki Deformasyon Tipleri Nasıl Sınıflandırılır?
Bize başvuran her hastanın bacak yapısı ve sarkma derecesi birbirinden farklıdır. Bu nedenle “herkese tek tip ameliyat” yaklaşımı modern cerrahide geçerli değildir. Muayene sırasında hastalarımızı deformasyonun şiddetine ve sarkmanın yerleşim yerine göre gruplandırırız. Bu sınıflandırma, hangi cerrahi tekniği kullanacağımıza karar verirken bize yol gösterir.
Bazı hastalarda deri kalitesi hala yerindedir ve sadece hafif bir yağlanma ile çok az bir gevşeklik vardır. Bu grubu genellikle “Tip 1” olarak adlandırırız. Bu hastalarda bazen cerrahi kesi yapmadan, sadece gelişmiş liposuction yöntemleri veya enerji bazlı deri sıkılaştırma teknolojileri ile tatmin edici sonuçlar alabiliriz. Ancak unutulmamalıdır ki eğer deri elastikiyetini tamamen kaybetmişse, liposuction tek başına durumu daha da kötüleştirebilir; çünkü içi boşalan deri daha çok sarkacaktır.
Daha ileri seviyedeki hastalarda, özellikle sarkmanın sadece uyluğun üst kısmında, kasığa yakın bölgede toplandığı durumlarla karşılaşırız. “Tip 2” olarak adlandırdığımız bu grupta, deri fazlalığı dize kadar inmemiştir. Bu hastalar için genellikle izlerin kasık içine gizlendiği teknikler uygun olabilir.
Ancak masif kilo kaybı yaşamış hastalarda durum genellikle daha dramatiktir. “Tip 3” dediğimiz bu kategoride, sarkma kasıktan başlayıp dize kadar, bazen dizin altına kadar uzanır. Deri hem dikey hem de yatay eksende boldur. Bu hastalarda sadece kasık bölgesinden germe yapmak, pantolonu sadece belinden yukarı çekmeye benzer; paçalar hala bol kalacaktır. Bu yüzden bacağın hem enine hem boyuna daraltılması gerekir.
Klinik pratikte karşılaştığımız deformasyon tipleri şunlardır:
- Tip 1 Hafif Gevşeklik
- Tip 2 Üst Uyluk Sarkması
- Tip 3 Tam Uyluk Sarkması
Cerrah olarak görevimiz, hastanın hangi gruba girdiğini doğru analiz etmek ve “daha az iz kalsın” diye yetersiz kalacak bir tekniği seçmek yerine, problemi kökten çözecek doğru yöntemi hastaya detaylarıyla anlatmaktır.
Medial Uyluk Germe Tekniği Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Halk arasında en çok bilinen ve talep edilen yöntem genellikle medial, yani iç uyluk germe tekniğidir. Bu tekniğin en büyük cazibesi, ameliyat izlerinin gizlenebilir olmasıdır. İnsizyon dediğimiz cerrahi kesi, kasık kıvrımı (bacak ile gövdenin birleştiği katlantı) boyunca yapılır ve popo kıvrımının altına doğru uzatılır. Hasta ayakta durduğunda veya bikini giydiğinde izler bu doğal kıvrımların içinde saklanır.
Bu teknik, özellikle sarkmanın sadece uyluğun üst üçte birlik kısmında olduğu hastalar için idealdir. Ameliyat sırasında fazla deri ve yağ dokusu yukarıya, kasık bölgesine doğru çekilerek çıkarılır. Eğer hastanın deri kalitesi nispeten iyiyse ve aşırı bir gevşeklik yoksa, “Mini Uyluk Germe” dediğimiz daha sınırlı bir versiyonu da uygulanabilir. Mini germede kesi çok daha kısadır ve sadece kasık bölgesinde kalır.
Ancak medial uyluk germe tekniğinin sınırlarını iyi bilmek gerekir. Eğer hastanın dize kadar inen ciddi bir deri fazlalığı varsa, deriyi sadece yukarıdan çekmek aşağı kısımları düzeltmeye yetmez. Zorla yukarı çekmeye çalışmak ise kasık bölgesindeki dikiş hattında aşırı gerginlik yaratır. Bu gerginlik hem izin genişlemesine (skarın açılmasına) neden olabilir hem de en istenmeyen durumlardan biri olan vulvanın şekil bozukluğuna (dış dudakların yanlara doğru çekilmesi) yol açabilir. Bu nedenle medial uyluk germe, doğru seçilmiş hastalarda mükemmel sonuçlar verirken, yanlış hastada hayal kırıklığı yaratabilir.
Vertikal Uyluk Germe Yöntemi Neden Uygulanır?
Çok yüksek miktarda kilo vermiş, tüp mide ameliyatı geçirmiş hastalarımızda genellikle karşılaştığımız tablo bacağın tüm iç yüzü boyunca “yarasa kanadı”nı andıran bir deri sarkmasıdır. Bu durumda deriyi sadece yukarı (kasığa) doğru çekmek, bacağın çapını daraltmaya yetmez. Bacağı bir sütun gibi düşünürsek, bu sütunu inceltmek için kumaşı boylu boyunca daraltmak gerekir. İşte bu noktada “Vertikal Uyluk Germe” tekniği devreye girer.
Bu teknikte kesi, kasıktan başlar ve uyluk iç yüzünün tam orta hattından dize kadar iner. Hastalarımız ilk başta “dikey iz” fikrinden çekinebilirler. Ancak bacağın çevresel olarak daraltılabilmesi ve o arzulanan ince, silindirik formun elde edilebilmesi için bu teknik bir zorunluluktur. Bu yöntemin en büyük avantajı, bacağın sadece üst kısmını değil diz içi bölgesindeki yığılmaları da toparlayabilmesidir.
Burada cerrahın ustalığı, izin konumlandırılmasında ortaya çıkar. İzi rastgele bir yere değil bacağın tam iç-arka sınırına yerleştirmek gerekir. Böylece hasta ayakta durduğunda, karşıdan bakıldığında iz görünmez. Arkadan bakıldığında da iz bacağın iç tarafında kaldığı için dikkat çekmez. İz ancak hasta bacaklarını genişçe açtığında veya otururken fark edilebilir. Zamanla solup ten rengini aldığında ise kabul edilebilirliği çok daha artar. Fonksiyonel rahatlama ve bacak konturundaki dramatik düzelme, hastalarımızın bu izi kolaylıkla kabullenmesini sağlar.
Anchor L Liposculpture Tekniği ve Modern Prensipler Nelerdir?
Estetik cerrahide teknikler sürekli gelişmekte ve mükemmelleştirilmektedir. Uyluk germe ameliyatlarında da klasik yöntemlerin komplikasyonlarını azaltmak ve sonuçları daha kalıcı kılmak adına geliştirilen önemli yaklaşımlardan biri “Anchor L Liposculpture” prensibidir. Bu yaklaşım literatüre değerli katkılar sunmuş modern bir tekniktir.
Bu tekniğin temel felsefesi, sadece deriyi kesip çıkarmak değil bölgeyi önce liposuction (yağ alma) ile şekillendirmek, ardından gevşeyen dokuları derin planlara “çapa” atar gibi sağlam bir şekilde asmaktır. Klasik yöntemlerde bazen lenf damarları zarar görebilirken, bu teknikte dokuya saygılı (tissue-sparing) bir çalışma prensibi benimsenir. Bölgeye önce liposuction yapılması, hem bacağı inceltir hem de derinin altındaki dokulardan daha kolay ayrılmasını sağlar; bu da kanama riskini azaltır.
Bu tekniğin en kritik noktası “sabitleme” mekanizmasıdır. Uyluk bölgesindeki dikişler yer çekimine ve hareketlere karşı sürekli bir savaş halindedir. Eğer dikişler sadece deriye atılırsa, zamanla yer çekimi galip gelir ve izler aşağıya doğru kayar (skar migrasyonu). Anchor tekniğinde ise, deri altındaki sağlam dokular, derin fasyalara (Colles fasyası veya kemik zarı üzerindeki yapılar) asılır. Yani yükü deri değil derin dokular taşır.
Bu tekniğin sağladığı avantajlar şunlardır:
- Azalmış gerginlik
- Sabit izler
- Lenfatik koruma
- Hızlı iyileşme
- Doğal kontur
Bu sayede hem izlerin genişlemesi önlenir hem de genital bölgede oluşabilecek çekilmelerin önüne geçilir. Bu yöntem cerrahi güvenliği artırırken estetik sonucun da uzun yıllar korunmasını sağlar.
Bacak Germe ile Kombine Edilen Diğer Operasyonlar Nelerdir?
Post-bariatrik cerrahi (kilo verme sonrası estetik) hastalarında genellikle sarkma problemi tüm vücudu ilgilendirir. Sadece bacakları düzeltmek, vücudun geri kalanıyla uyumsuz bir görüntü yaratabilir. Bu nedenle uyluk germe ameliyatlarını sık sık diğer vücut şekillendirme prosedürleriyle kombine ederiz.
En sık uyguladığımız kombinasyon, “360 Derece Vücut Germe” (Belt Lipectomy) ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlarda hasta anestezi altındayken pozisyon değiştirilerek hem ön hem de arka taraftaki sorunlar aynı seansta giderilir. Örneğin popo kaldırma ve dış bacak germe işlemi yapılırken, aynı zamanda iç bacak germe de sürece dahil edilebilir. Karın germe ameliyatı ile uyluk germenin birlikte yapılması da sıkça tercih edilir; çünkü karın derisi yukarı çekilirken kasık bölgesi de bir miktar yukarı kalkar ve bu durum uyluk germe işlemini destekler.
Ancak kombine ameliyatlarda hasta güvenliği her zaman önceliklidir. Ameliyat süresi uzadıkça anesteziye bağlı riskler ve kan kaybı ihtimali artabilir. Bu yüzden her kombinasyon her hasta için uygun olmayabilir. Hastanın kan değerleri, yaşı ve ek hastalıkları göz önüne alınarak, bazen işlemleri aşamalı olarak yapmak (örneğin önce gövde, 6 ay sonra bacaklar) daha sağlıklı bir karar olabilir.
Ameliyat Öncesi Çizim ve Planlama Neden Önemlidir?
Başarılı bir uyluk germe ameliyatı aslında neşter cilde değmeden çok önce, hasta ayakta iken yapılan çizimlerle başlar. Hastalarımız bazen ameliyat masasındaki çizimlerin yeterli olacağını düşünürler, ancak bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü hasta sırtüstü yattığında yer çekimi etkisi değişir, sarkmış olan deriler yanlara doğru kayar ve deformitenin gerçek boyutu maskelenir.
Bu nedenle çizimler mutlaka hasta ayakta dururken yapılmalıdır. Cerrah, sarkmanın en yoğun olduğu noktaları, çıkarılacak deri miktarını ve izin nereye denk geleceğini milimetrik olarak hesaplar. “Pinch testi” (çimdik testi) yaparak, bacağı kapatırken aşırı gerginlik yaratmayacak güvenli deri miktarını belirleriz. Fazla deri çıkarmak dikişlerin açılmasına, az deri çıkarmak ise gevşekliğin devam etmesine neden olur. Bu hassas denge, ameliyat öncesi yapılan bu titiz planlama ile sağlanır. Ayrıca asimetriler de bu aşamada tespit edilir; çünkü hiçbir insanın iki bacağı birbirinin aynısı değildir ve çizimler her bacak için özel olarak uyarlanmalıdır.
Operasyon Günü ve Cerrahi Süreç Nasıl İşler?
Ameliyat günü hastalarımız hastaneye yatışlarını yapar ve gerekli son tetkikler tamamlanır. Uyluk germe ameliyatları genel anestezi altında ve tam donanımlı ameliyathane koşullarında gerçekleştirilir. Operasyon süresi yapılacak işlemin kapsamına göre 2 ila 4 saat arasında değişebilir.
Güvenlik, bizim için estetikten önce gelir. Bacak ameliyatlarında en çok dikkat ettiğimiz konu, kan dolaşımının yavaşlamasına bağlı pıhtı riskidir. Bu riski minimize etmek için tüm hastalarımıza ameliyat öncesinde varis çorabı giydiririz ve ameliyat boyunca bacaklara aralıklı masaj yapan özel pnömatik cihazlar kullanırız.
Operasyon genellikle liposuction aşamasıyla başlar. Bu sayede hem yağlar inceltilir hem de deri serbestleştirilir. Ardından planlanan teknikle (medial veya vertikal) deri fazlalığı çıkarılır. Dokuya saygılı (travmatik olmayan) teknikler kullanılarak lenf kanalları korunur. Derin dikişlerle dokular fasyalara asılır ve cilt altı eriyen dikişlerle kapatılır. Genellikle her iki bacağa da içeride birikebilecek sızıntıları dışarı alması için birer adet dren yerleştirilir.
İyileşme Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Ameliyat sonrası dönem, en az cerrahinin kendisi kadar önemlidir. Hastalarımız genellikle bir gece hastanede misafir edilir. İlk korkulanın aksine, ağrı düzeyi yönetilebilir seviyededir ve basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir. Hastalar daha çok bacaklarında bir gerginlik hissederler.
İyileşme sürecinde hastalarımızın uyması gereken bazı altın kurallar vardır. Bunların başında “erken hareket” gelir. Ameliyattan birkaç saat sonra hastamızın hemşire desteğiyle ayağa kalkıp kısa bir yürüyüş yapmasını isteriz. Bu kan dolaşımını canlandırır ve iyileşmeyi hızlandırır.
Evde dikkat edilecek hususlar şunlardır:
- Korse kullanımı
- Kısa yürüyüşler
- Hijyen kuralları
- Dikiş koruma
- Bol sıvı alımı
Özellikle ilk 4-6 hafta boyunca özel bir medikal korse giyilmesi zorunludur. Bu korse ödemi baskılar ve derinin yeni yerine yapışmasını sağlar. Ayrıca bacakları aşırı açacak hareketlerden, bağdaş kurmaktan ve ağır sporlardan ilk 6 hafta kaçınılmalıdır. Tuvalet temizliği, enfeksiyon riskini önlemek için bu dönemde ekstra özen gerektirir. Drenler ise genellikle gelen sıvı azaldığında, ilk birkaç gün içinde çekilir.
İzler Zamanla Nasıl Değişir ve Kalıcı mıdır?
Plastik cerrahide “izsiz ameliyat” kavramı gerçekçi değildir. Uyluk germe ameliyatında da yapılan kesiye bağlı olarak kalıcı izler olacaktır. Ancak estetik cerrahın amacı, bu izleri en az görünecek şekilde gizlemek ve mümkün olan en ince haliyle iyileşmesini sağlamaktır.
Yara iyileşmesi biyolojik bir süreçtir ve sabır gerektirir. İlk haftalarda ince bir çizgi olan izler, vücudun iyileşme mekanizması devreye girdikçe 2. ve 3. aylarda kızarabilir ve sertleşebilir. Bu durum hastalarımızı endişelendirmemelidir; bu iyileşmenin doğal bir aşamasıdır. 6. aydan itibaren izler solmaya, yumuşamaya ve deri rengine dönmeye başlar.
İzlerin son halini alması 1 ila 2 yılı bulabilir. Bu süreçte doktorunuzun önereceği iz kremleri, silikon bantlar veya lazer tedavileri, izin kalitesini artırmada çok faydalı olabilir. Sonuç olarak sarkmış ve deforme olmuş bir bacak görüntüsünden kurtulup sütun gibi düzgün bir bacağa kavuşmanın bedeli, genellikle hastalarımız tarafından tolere edilebilir ince bir iz olarak görülmektedir.
Ameliyatın Olası Riskleri Nelerdir?
Tıbbın her alanında olduğu gibi uyluk germe ameliyatlarının da kendine has riskleri vardır. Uyluk bölgesi nemli, kapalı ve hareketli bir alan olduğu için yara iyileşmesi bazen nazlı olabilir. Ancak deneyimli ellerde ve modern tekniklerle bu riskler minimuma indirilmektedir.
Karşılaşabileceğimiz olası komplikasyonlar şunlardır:
- Seroma birikimi
- Yara ayrışması
- Enfeksiyon riski
- Lenfödem
- Asimetri
- İz genişlemesi
Bunlar arasında en sık görüleni seroma, yani deri altında sıvı birikmesidir; genellikle enjektörle boşaltılarak tedavi edilir. Yara ayrışması (dehisens) ise daha çok kasık bölgesinin birleşim yerinde, gerginlik veya nem nedeniyle görülebilir. Çoğunlukla tekrar dikmeye gerek kalmadan pansumanlarla iyileşir. Lenfödem (bacak şişmesi) riskini, yukarıda bahsettiğimiz lenfatik koruyucu tekniklerle (Anchor L gibi) artık çok daha az görüyoruz. Sigara içmeyen ve doktorunun tavsiyelerine uyan hastalarda bu komplikasyonların görülme oranı oldukça düşüktür.
